İçeriğe geç
Seviye testi
Menü

İlk hafta

İlk derse girmeden önce bilmenizi istediğimiz şeyler

Yetişkin olarak yeniden sınıfa oturmak kolay değil. İlk derste gerçekten ne olduğunu, ne olmadığını yazdık.

Hibrit Sınıf öğretmenleri 4 dakikalık okuma

Bir yetişkinin yıllar sonra yeniden sınıfa oturması küçük bir iş değil. Deneme dersine gelenlerin bir kısmı kapının önünde birkaç dakika bekliyor, bir kısmı canlı derse bağlanma bağlantısına üç kez tıklayıp vazgeçiyor, sonra dördüncüde giriyor. Bunu biliyoruz, çünkü ders başlamadan önce kimlerin bağlanıp çıktığını görüyoruz.

Bu yazı, o dördüncü tıklamayı biraz kolaylaştırmak için. İlk derste gerçekte ne olduğunu, sizden ne beklendiğini ve ne beklenmediğini anlatacağız.

Sizden ilk gün beklemediğimiz şeyler

Önce rahatlatıcı kısım. İlk dersten şunları beklemiyoruz:

  • Akıcı bir cümle kurmanızı. İlk derste "My name is..." demeniz yeterli, demeseniz de olur.
  • Kameranızı açmanızı. Uygulamadaki derslere ilk haftalarda sadece sesle, hatta sadece dinleyerek katılabilirsiniz.
  • Kitap, defter ya da önceden çalışılmış bir konu. İlk dersin malzemesini biz getiriyoruz.
  • Telaffuzunuzun düzgün olmasını. Herkesin bir aksanı var, öğretmenin de.

Bunları yazıyoruz, çünkü yetişkinlerin büyük kısmı ilk derse "ya rezil olursam" düşüncesiyle geliyor. O düşünceyle girilen ders zaten zor geçiyor.

İlk on dakika

Okuldaki ilk dersimiz genelde kimsenin konuşmadığı birkaç dakikayla başlıyor. İnsanlar telefonlarına bakıyor, çantasını düzeltiyor, pencereden dışarı bakıyor. Öğretmen bunu biliyor ve kimseyi zorlamıyor.

İlk iş olarak masaya küçük kartlar dağıtılıyor. Kartlarda tek bir kelime var: "coffee", "Monday", "rain", "Istanbul". Herkes kendi kartıyla ilgili bir şey söylüyor, Türkçe ya da İngilizce, nasıl rahat ederse. "I like coffee" diyen de oluyor, "kahveyi çok severim ama İngilizcesini bilmiyorum" diyen de. İkinci tur kartlarda Türkçe cevap neredeyse kalmıyor; insanlar birbirinden duyduğu cümleleri kullanmaya başlıyor.

Uygulamadaki ilk derste durum biraz farklı. Ekranda bir grup küçük kare var; bazıları siyah, bazılarında sadece bir isim yazıyor. Öğretmen herkese adıyla hitap ediyor ve ilk soruyu sohbet kutusuna yazılı olarak cevaplamanızı istiyor. Yazmak, konuşmaktan daha az korkutuyor. Üçüncü dördüncü sorudan sonra öğretmen "isteyen mikrofonunu açsın" diyor ve çoğu zaman birkaç mikrofon açılıyor.

Kamera meselesi

Kamera konusunu ayrıca konuşmak istiyoruz, çünkü bize en çok sorulan şeylerden biri.

Kameranızı açmanızı istememizin tek sebebi telaffuz. Öğretmen dudak hareketinizi görünce "th" sesini ya da "w" ile "v" arasındaki farkı çok daha kolay gösterebiliyor. Bunun dışında kameranın açık olmasının bir önemi yok.

Bizim gözlemimiz şu: İlk hafta kamerasını kapalı tutan öğrencilerin çoğu, ikinci ya da üçüncü hafta okuldaki derse geldikten sonra kamerasını açıyor. Sınıfta yüzünü gördüğü insanlarla ekranda karşılaşınca çekingenlik azalıyor. Hibrit düzenin en sevdiğimiz yanlarından biri bu.

Arka planınız dağınık diye kameranızı kapatıyorsanız, uygulamanın arka plan bulanıklaştırma ayarını kullanabilirsiniz. Çocuğunuz kucağınıza tırmanırsa da sorun değil; gruplarımızda bu her hafta oluyor.

İlk haftanın sonunda nasıl hissedeceksiniz

Dürüst olmak gerekirse, ilk haftanın sonunda bazı öğrenciler kendini biraz yorgun ve hatta biraz kötü hissediyor. "Bu kadar şeyi unutmuşum" diyorlar. Bu çok normal. Yıllardır kullanılmayan bir şeyi yeniden kullanmaya başladığınızda önce eksiklerinizi görüyorsunuz.

İkinci haftadan itibaren bu duygu değişiyor. Eski bilgiler bir bir geri geliyor. Kırk yaşında bir öğrencimiz bir gün sınıfta "Bu kelimeyi lisede öğrenmiştim, şimdi hatırladım" dedi ve kelime gerçekten oradaydı, sadece yıllardır çağrılmamıştı.

Kayıtların en çok yarıda bırakıldığı dönem, bizim gördüğümüz kadarıyla, dördüncü ve beşinci haftalar. İlk heyecan bitmiş, iş temposu geri gelmiş, ilerleme henüz hissedilmiyor. O haftalarda öğretmenlerimiz devamsızlık yapan öğrenciye bir mesaj atıyor. Kızmak için değil, nasıl olduğunu sormak için.

İlk dersten önce yapabileceğiniz küçük şeyler

Hazırlanmanıza gerek yok, ama isterseniz şunlar işe yarar:

  1. Uygulamayı dersten bir gün önce indirip açın, kamera ve mikrofon izinlerini verin. Derse iki dakika kala izin pencereleriyle uğraşmak gerginliği artırıyor.
  2. Kulaklık kullanın. Hem sizin hem diğerlerinin sesi daha net oluyor, evdekiler de rahatsız olmuyor.
  3. Kendinizi İngilizce tanıtan üç kısa cümle hazırlayın: adınız, ne iş yaptığınız, neden İngilizce öğrenmek istediğiniz. Kâğıda yazıp yanınızda tutabilirsiniz.
  4. Okula gelecekseniz on dakika erken gelin. İlk birkaç dakikayı diğer öğrencilerle Türkçe sohbet ederek geçirmek, dersin başlangıcını çok kolaylaştırıyor.

Kimseyle yarışmıyorsunuz

Gruplarımızda seviyeler birbirine yakın olsa da herkes aynı yerde değil. Biri dinlemede iyi, biri yazmada, biri kelime hazinesinde. İlk derste yanınızdaki kişinin sizden çok daha iyi konuştuğunu düşünebilirsiniz. Genelde o kişi de sizin hakkınızda aynı şeyi düşünüyor.

İlk derse gelmeden önce aklınıza takılan bir şey olursa sorular sayfasına bakabilir ya da deneme dersi için numaranızı bırakabilirsiniz. Ders öncesi telefonda sorularınızı cevaplamak için zaten sizi arıyoruz.